Allah gerçekten de Nur Suresi’nin 31. ayetinde kadınlara başlarını örtmelerini mi emrediyor? Orada kullanılan “Himar” kelimesi yüzde yüz başörtüsü anlamına mı geliyor?
Bu konuda şüpheniz var mı? – Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! Mümin kadınlara de ki: Gözlerini haramdan sakınsınlar, gözlerini kontrol etsinler ve haram olan şeylerden sakınsınlar.” Öyleyse diyelim ki: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Türkçede bunun için daha zarif ifadeler var ama şu an hatırlayamıyorum. “Ve iffetlerini korusunlar. Ve ziynetlerini sergilemesinler.” Kadının süsü nedir? Al-İmran Suresi, 14. ayette Allah, kadını bütünüyle bir sihir olarak kabul eder.
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓا Bu şu anlama gelir: Kadınlara duyulan arzu, insanlar için özellikle çekici kılınmıştır. Neden? Çünkü Allah onları bir süs haline getirmiştir. Bir kadının baştan ayağa her şeyi bir süstür ve insanların dikkatini çeker. Bu yüzden Allah burada şöyle buyuruyor: “Süslerini açıkça sergilememelidirler.” Sadece zaten görünür olanlar istisnadır. Bu şu anlama gelir: Abdest alırken yüzünü yıkayacaktır. Bunun için özel bir yere gerek yoktur. Su içecek, yemek yiyecek ve nefes alacaktır. Dahası, birini gördüğünde tanıyabilmek gerekir. Bu nedenle, yüzü örtmek söz konusu bile olamaz. Peki Yüce Allah ne diyor?
Burada “Ceyb” dediğimiz şey, yaka kısmındaki açıklıktır. “Humur” veya “Himar” ise kadının başörtüsüdür. Arapçada başka bir anlamı yoktur. Kadınlara özgü bir şeydir, başörtüsüdür. Kur’an’da başka bir örnek var mı? Zihni sarhoş eden ve aklı bulandıran şeye de “Hamr” (alkol) denir. Bu da aklı bulandırır; aynı zamanda bir tür örtüdür. Burada “Himar” kadının başörtüsünü ifade eder. Allah Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmamıştır. Ahzab Suresi 59. ayette de bu konu ele alınmakta ve Peygamber’e şöyle emredilmektedir: يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ “Ey Peygamber! Hanımlarına söyle.” وَبَنَاتِكَ “Ve kızlarınız.”
Not: Burada da Nur Suresi 31. ayettekiyle aynı ifade kullanılmıştır: قُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ “Mümin kadınlara söyleyin.” Burada daha detaylı olarak açıklanmıştır: يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّ “Cilbablarının bir kısmını üzerlerine örtsünler”, yani açık bırakmamalı, tamamen örtmelidirler. Arapçada “cilbab” olarak adlandırılan şey, dekolteyi de örten büyük bir başörtüsüdür. Başörtüsü sadece saçı örtebilir, ancak bir kısmı dekolteyi örtmelidir. Eğer bu “cilbab”, iddia edildiği gibi bir dış giysi olsaydı, “onu üzerlerine örtmeleri” ifadesi, vücut şekillerinin görünür hale gelmesine neden olacak kadar sıkı giymeleri anlamına mı gelirdi? İnsan böyle düzgün yürüyemezdi bile. Bu nedenle, “başörtülerinin bir kısmını üzerlerine örtmeleri” ifadesi, Allah’ın Nur Suresi 31. ayette açıkladığı gibi, göğüs dekoltelerini örtmeleri anlamına gelir.
Sonra diyor ki: “ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ” (Bu, tanınmaları için daha uygundur). Neyle? Düzgün bir kadın olduğunu. “فَلَا يُؤْذَيْنَ” “Rahatsız olmasınlar diye”, yani erkekler onları rahatsız etmesin, onlara seslenmesin diye. Adam diyor ki: “Bu, namuslu, ahlaklı bir kadındır.” “وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا” “Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” Dolayısıyla, bu iki ayeti birlikte ele alırsak, kadının başını örtmesi, yakasını kapatması ve vücudunun geri kalanını örtmesi zaten Allah’ın bir emridir.
Bir kadının yüzü bir süs değil midir? Elbette öyledir. Ancak eller gibi, abdest alırken veya çalışırken mutlaka açık bırakılması gereken kısımlardan biridir. Abdest alırken kollarını ve ayaklarını yıkar, ayaklarını siler ve başını siler. Başörtüsünü veya çoraplarını silebilir, ancak kollarını yıkamak zorundadır. Çamaşır yıkarken kolları açık kalmalıdır; bu nedenle bu kısımlar “مَا ظَهَرَ مِنْهَا”, yani “mutlaka görünür olan” kısımlardandır. Bunlar hayatta kaçınılmaz şeylerdir.





Kommentar hinzufügen